Baştan Yazacağım Seni Kader

Defalarca aynı yere vuran adamlara ne denir?

Alçak?

Namert?

Korkak?

Şerefsiz ?

Vicdansız ?

….

Sanırım her hareketiyle farklı bir lakap almaya hak kazanır.

Peki sürekli gelen adamlara kanmak isteyen kadınlara ne denir?

Aptal?

Salak?

Saf?

Tecrübeli ağlak?

Aşık?

Sanırım her seferinde farklı sonuçlar elde edebileceğini sanan biri.

Onca sene arkama bile bakmadım ne yaptığıyla ilgilenmedim.Bir araya gelme ihtimalini düşünmedim bile.Kariyer odaklı bir hayat kurdum kendime.Milim milim inşa ettim yeni dünyamı, o olmadan güzel şeylere adım attım.Ama hayat her seferinde senin için farklı bir hikaye kurar kısmını unutmuşum.

Mevsimlerden Sonbahar, aylardan Ekim…

Bir anda tüm doğrularım altüst oldu.Tekrar bir arada olmamız mucize gibi bir şeydi ama oldu bazen engelleyemezsin.Acıların insanları birleştireceğini unutmuşum, tüm kapılarım tek tek açıldı ona.Yara almak artık bu hikayede yazılı değildi.Beraber bir hayat kurma yoluna girmek üzereydik, tüm yaşantım bir anda değişti.Mutluydum.Onun avuç içlerimden öpmesi o zamanlar bana en iyi gelen şeydi.Sabahları günaydın mesajları ile uyanmak, iş çıkışları onu görmek, onun sesini duymak, dertlerine ortak olmak hepsi ama hepsi hayatım olmuştu.

Şimdiye kadar hiç bu kadar o olduğumu hatırlamıyorum.Korkusuz yanında durabilmek bunca sene sonrasında imkansız gibi bir şeydi ama olmuştu işte.Sonra her güzel hikayede olduğu gibi bu hikayenin de sonu geliverdi.

Gitti.

Seni seviyorum ama seninle yapamıyoruz, deyip gitti.

Bu kadarcık…

Tüm korkularım tekrar ortaya çıktı.Bir daha asla kimseye güvenebileceğimi sanmıyorum.Yaralanmaktan o kadar yoruldum ki tekrar bir insanı sevebilme ihtimalim bile kalmadı.Halbuki hayatım boyunca koşulsuz sevilmek istemiştim.Üzülmeden, kırılmadan…

İnşa ettiğim tüm duvarlarım üstüme yıkıldı, tekrar toparlayamam gibi duruyor uzun bir süre.Altında nefessiz kaldım tüm anılarımın, her gece ağlama nöbetlerine gebe kaldı ruhum günlerce.

Yaklaşık 15 senelik bir hikayeden insan nasıl sağ çıkabilir ki?

Onca sene yaşanan gelgitlerden nasıl kurtulunur?

Her seferinde kurtulduğum acıdan neden bu sefer kurtulamazmışım gibi geliyor?

Günlerce kaybolmuş gibi yaşadım.Durduk yere ağlamalar aldı başını gitti.Kitaplara sığındım, şarkılara sığındım.Stalk yapmanın dibine vurdum.En sonunda kabullendim.O artık yok ve olmaması olmasından çok daha iyi.

Yaşadığın sürece yeni şeyler yaşamaya mecbur bırakıyor hayat seni.Ne zaman yeni bir hikaye yazarım ne zaman çiçeklenirim, bilmiyorum.

Çiçek açmalı mıyım?

Kalbimi sorgusuz sevmeye açmalı mıyım?

Tekrar yara almayı göze almalı mıyım?

Aşık olacağıma tekrardan inanmalı mıyım?

Bilmiyorum…

Tek bildiğim yaşamak zorunda olduğum ve yaşadığın sürece umut etmekten vazgeçmemek olduğu.

Herifin biri senden her şeyini alabilir.Hayallerini, sevgini, ilişkilere olan inancını, gündüzlerini, gecelerini, baharlarda açan çiçeklerini, umutlarını, birini sevebilme ihtimalini, rüyalarını…

Tek bir şeyini alamaz.Hayatını…

En büyük paradoksta budur işte.Aldığı her şey hayatının sana sunduklarıdır ve hayatını alamadığı için aslında senden hiçbir şey almamış olur.Hikayelerin kaybedenleri aslında kazananlarıdır çünkü her kötü biten şey güzel şeylerin habercisidir.

Onun parmak izleri hayatınızdan dökülürken gün be gün, senin parmak izlerin onun hayatında parlamaya başlar.

O hikayenin defterini yakarsan yeni hikaye yazabilirsin, yeni hayatının ilk ve en önemli kuralı budur.

Yeni hikaye yazmaya kaldırıyoruz kadehlerimizi, tüm yaşadıklarımıza rağmen yeniden yazacağız başka hikayeleri.Şimdilik bilemiyoruz…

Yıldız Tilbe’nin dediği gibi “Dağıldım biraz toparlanmalıyım…” dediği yerde duruyorum.

Şimdilik…

Her İntikam Kendine Bıçak Saplama Sanatıdır

Birinden intikam almaya çalışmak aslında en çok kendinden intikam almaktır.Fakat durmak bazen o kadar zorlar ki, duramazsın.Kendi hayatından çalma pahasına canını yakan kişinin canını yakmaya yemin edersin.Kafanda bir sürü plan kurar ve ince ince süslersin intikam yeminini.Elindeki her şeyi almak, kalbini kırmak, insan içinde rezil etmek, ailesi karşısında küçük düşürmek ama bence en gaddarcası kendine olan özgüvenini yok etmek.

Bir insandan intikam almak istiyorsan kendine olan saygısını yok etmen gerekir.Etrafındaki insanların gözünde düşmek bir yere kadar acı verir, bir yere kadar kendini küçük görmesine yol açar.Kendisine olan saygısını kaybetmek ise bir kaç yılına mal olur.Kolay kolay toparlanamaz, insanlara güvenemez ama en acısı kendine güvenemez.O yüzden bırakın gelsin yavaş yavaş.

Bilirsiniz ki her son aslında tam son değildir.Tekrar bir araya gelme ihtimali yüksektir.Hakaret etmek yahut tekrar bir şans için ama elbet gelirsin tekrar bir araya.O yüzden sakin olun, bırakın gelsin aptal, gelsin ki tuzağınıza doğru yaklaşsın.

Bazende bu aptal biz oluruz, avcı sanarken kendimizi aslında av olduğumuzu zaman içinde anlarız ve iş işten çoktan geçmiştir.Çünkü harabe olmuş bedeniniz ve ruhunuzla tekrar savaşamazsınız.Üzgünüm ama kaybettiniz.

Her intikam yemini iki uçludur, kırıldığımız kadar kırmış olabiliriz ve bazen karşımızdaki insanın öfkesi bizden daha fazla olabilir.Bu durumlarda kaybetme ihtimalimiz yüksek olur çünkü beklediğimiz davranışları sergilemez.Olduğundan daha farklı daha aşık bir insanla karşı karşıya kalırız ve akıl sorgulama yetisini kaybeder.En çabuk unutulan aşkla nefretin birbirine karıştırılma durumu ortaya çıkıverir.Sizin nefretiniz bir anda aşk olur.Her şey farklı olabilir dersin kendine ve zaman artık senin tuzağa düşmen üzerine işlemeye başlar.

Kaybettin.

Aklını, kalbinin arkasına sakladığın gün kaybettin sen !

O yüzden kendinden kaybetme ihtimaline rağmen bu yola çıktığını unutmaman gerekir.

Bazende kaybetmek daha iyi olur.Benim şahsem vicdanım yapacaklarımla rahat olamaz o yüzden genelde her intikam yemininden darbeler almışımdır.Bu yüzdende intikam yemini etmem senelerdir.Benim intikamım kendi yoluna bakmaktır, hayatımdan çalınmasına müsaade etmemek, aşktan nefret etmemek ve insanlara güvenmeye devam etmektir.

Tebrikler Kazandınız !

Kazanmak istiyorsan bırakmasını bilmek zorundasın.Bir kere geldiğin şu hayata daha kaç aşk sığacak kim bilir ama sen bir tanesine takılı kalırsan her şeyini kaybedeceksin, fark et !

İntikam mı almak istiyorsan git başkasına aşık ol, başkasını onun yerine koymaktan daha büyük intikam var mı ?

Hem kazanmış olacaksın hem de o kaybetmiş olacak.Senin gibi onu seven birini bulamayacağını sen biliyorsun.Kaybetti, böyle büyük bir sevgiyi kaybetti.

Bırak.

Bıraktığın gün özgür olacaksın.

Sarıl.

Hayatına sıkı sıkı sarıl sana neler verecek kim bilir daha.

Unut.

Unuttuğun gün yeni hikayeler yazmaya başlarsın.

Sev.

Çiçeği, ağaçları, dostlarını, müzikleri, kitapları sev.

Aşık ol.

Vakti geldiğinde, seni senden daha çok sevene vermekten korkma kalbini.

Yaşa.

Ortalama 60-70 senen var, bu dünyayı doya doya yaşa…

Düştü Düştüm

Bir düş gördüm.Hiç beklemediğim bir anda tamamen hazırlıksız yakalandığım bir düş.Tarifini yapmak biraz zor ama güzel bir düştü.Dedim ya düş!

Bende düştüm bir anda kabusların ortasına.Başlangıcı da bitişi gibi oldu.Nasıl oldu, nasıl bitti hiç anlayamadım hala da anlayamıyorum.Olması gereken bu muydu gerçekten?

Bu kadar iyi gelen bir düş nasıl oldu da bu kadar kötü hissettirdi? Kabusa döndü, sancılara gebe bıraktı beni.

Sürekli yarı yolda bırakılmaya, habire kırılmaya alışkındım oysa.Değil miydim?

Seneler sonra duyduğum bir haber sonrasında, merak ettim nasıl olduğunu, bir şeye ihtiyacı olup olmadığını, yapabileceğim bir şey varsa her zaman yanında olduğumu bilmesini istedim.O mesajı atmak hiç kolay olmadı benim için 4 sene sonra.

4 sene öncesinde bir harabe olarak bırakmıştı beni.Kendimden bu kadar tiksindiğimi, aptal yerine konduğumu hatırlamam.Yol almak o kadar zor geliyordu ki, tutunacak bir dalım bile yoktu.En çiçekli, en umutlu hayallerime bile tutunamıyordum.Kendimi hissetmiyordum, kaybetmiştim, kaybolmuştum.Nefes alamıyor, yiyemiyor, içemiyor hatta gülemiyor ya da ağlayamıyordum bile.Tüm renklerimi kaybetmiştim, siyahı bile.Renksiz kalmıştım.

Tüm o yaşattıklarına rağmen neden o mesajı atmak istedin ki diyebilirsiniz.Haklısınız bu soruyu kendime yaklaşık mesajı göndermeden 3 hafta boyunca her gün sordum.Tüm dostlarımla konuştum.Ama ben buyum işte! Vicdanının sesine yenik bir yıkık.Neticede attım.

Her şey o kadar hızlı gelişti ki, kendimi bir düşün içinde buldum.Ne ara kabusa dönmeye başladı anlayamadım.Aptal beyin, aptal kalp, aptal hayaller…

Kaybettim.

Zaten kazanabileceğime neden inandım ki?

Ben kendime verdiğim savaşı kaybettim.O şerefsizi kaybetmekten bahsetmiyorum.Ördüğüm tüm duvarların altında ezilirken ne yapacağım ben şimdi? Nasıl üstesinden gelebileceğim bunca şeyin ? diye kendimi boğmaya başladım.Kendime tutundum, kendine tutunan her zaman kazanır.Bir sürü kitap okudum, film izledim, ağladım ve bir sabah dedim ki bitti.Artık kaçıracak tek bir anın bile yok.Hadi bakalım kızım yola koyulma vakti.

Kazandım.

Tüm savaşlarımı sonunda kazandım.

Biraz çikolata desteği, bolca kahve ve en çok dostlarımla.

Düşlerimden düşerken en diplere paraşütsüz yola çıkmanın ne kadar kötü bir fikir olduğuna karar verdim.Bir tecrübe daha eklendi hayat defterine.İlerde kullanırsın tatlım dedim kendime, asla kullanmayacağımı bilerek.

Bazı adamlar dünyaya küfür yemek için gelmişlerdir, sende öylesin çekirdeğim.

Bazı adamlar tüketmek için gelmişlerdir.

Bazı kadınlar tükenmek için gelmiştir, bende öyleyim bal kabağım.

Unutmayın, en güzel eserler acılardan çıkar, siz bu dünyanın en güzel eseri olmak için geldiniz.Kıps.