Her İntikam Kendine Bıçak Saplama Sanatıdır

Birinden intikam almaya çalışmak aslında en çok kendinden intikam almaktır.Fakat durmak bazen o kadar zorlar ki, duramazsın.Kendi hayatından çalma pahasına canını yakan kişinin canını yakmaya yemin edersin.Kafanda bir sürü plan kurar ve ince ince süslersin intikam yeminini.Elindeki her şeyi almak, kalbini kırmak, insan içinde rezil etmek, ailesi karşısında küçük düşürmek ama bence en gaddarcası kendine olan özgüvenini yok etmek.

Bir insandan intikam almak istiyorsan kendine olan saygısını yok etmen gerekir.Etrafındaki insanların gözünde düşmek bir yere kadar acı verir, bir yere kadar kendini küçük görmesine yol açar.Kendisine olan saygısını kaybetmek ise bir kaç yılına mal olur.Kolay kolay toparlanamaz, insanlara güvenemez ama en acısı kendine güvenemez.O yüzden bırakın gelsin yavaş yavaş.

Bilirsiniz ki her son aslında tam son değildir.Tekrar bir araya gelme ihtimali yüksektir.Hakaret etmek yahut tekrar bir şans için ama elbet gelirsin tekrar bir araya.O yüzden sakin olun, bırakın gelsin aptal, gelsin ki tuzağınıza doğru yaklaşsın.

Bazende bu aptal biz oluruz, avcı sanarken kendimizi aslında av olduğumuzu zaman içinde anlarız ve iş işten çoktan geçmiştir.Çünkü harabe olmuş bedeniniz ve ruhunuzla tekrar savaşamazsınız.Üzgünüm ama kaybettiniz.

Her intikam yemini iki uçludur, kırıldığımız kadar kırmış olabiliriz ve bazen karşımızdaki insanın öfkesi bizden daha fazla olabilir.Bu durumlarda kaybetme ihtimalimiz yüksek olur çünkü beklediğimiz davranışları sergilemez.Olduğundan daha farklı daha aşık bir insanla karşı karşıya kalırız ve akıl sorgulama yetisini kaybeder.En çabuk unutulan aşkla nefretin birbirine karıştırılma durumu ortaya çıkıverir.Sizin nefretiniz bir anda aşk olur.Her şey farklı olabilir dersin kendine ve zaman artık senin tuzağa düşmen üzerine işlemeye başlar.

Kaybettin.

Aklını, kalbinin arkasına sakladığın gün kaybettin sen !

O yüzden kendinden kaybetme ihtimaline rağmen bu yola çıktığını unutmaman gerekir.

Bazende kaybetmek daha iyi olur.Benim şahsem vicdanım yapacaklarımla rahat olamaz o yüzden genelde her intikam yemininden darbeler almışımdır.Bu yüzdende intikam yemini etmem senelerdir.Benim intikamım kendi yoluna bakmaktır, hayatımdan çalınmasına müsaade etmemek, aşktan nefret etmemek ve insanlara güvenmeye devam etmektir.

Tebrikler Kazandınız !

Kazanmak istiyorsan bırakmasını bilmek zorundasın.Bir kere geldiğin şu hayata daha kaç aşk sığacak kim bilir ama sen bir tanesine takılı kalırsan her şeyini kaybedeceksin, fark et !

İntikam mı almak istiyorsan git başkasına aşık ol, başkasını onun yerine koymaktan daha büyük intikam var mı ?

Hem kazanmış olacaksın hem de o kaybetmiş olacak.Senin gibi onu seven birini bulamayacağını sen biliyorsun.Kaybetti, böyle büyük bir sevgiyi kaybetti.

Bırak.

Bıraktığın gün özgür olacaksın.

Sarıl.

Hayatına sıkı sıkı sarıl sana neler verecek kim bilir daha.

Unut.

Unuttuğun gün yeni hikayeler yazmaya başlarsın.

Sev.

Çiçeği, ağaçları, dostlarını, müzikleri, kitapları sev.

Aşık ol.

Vakti geldiğinde, seni senden daha çok sevene vermekten korkma kalbini.

Yaşa.

Ortalama 60-70 senen var, bu dünyayı doya doya yaşa…

Her Mevsimde Biraz Aşk Biraz Acı

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış…

Her mevsimin kendine özgü aşk acısı çekme kuralları vardır.Ben yazmadım bu kuralları, kendiliğinden oluşmuş.Kimi dibine kadar ayrılık kokar kimi yeşillenir kimi yeniden aşka kucak açar…

En sevdiğim sonbaharda dökülen yapraklara kırılan hayalleri bağlamaca aşk acısıdır.Ruhun bunalıma çok müsait bir kere hava kapalı evde zaman geçirmek dışarıda olmaktan daha iyi geliyor o yüzden göz yaşını en çok bu mevsimde dökeriz.Yediğimiz şeylerin kilo olarak dönmesi zerre umurumuzda değildir çünkü önümüzde daha kazaklarla geçireceğimiz kocaman bir kış vardır.Geceleri ayrılık kokan şarkıların yanına eklenen şarap içimizi normalden daha çok ısırtır.Sevgiliden kalan hediyeler, fotoğraflar bu mevsimde bir kutuya toplanıp itina ile kaldırılır.Akşam yağmurunun altında, kulağında müzik kafanda bir ton anı ve düşünceyle yürümek en sevilen meditasyondur.En özeli de işte o sarı, turuncu, kırmızı yaprakları biten sevgimize benzetmemizdir.İşte kırılan hayallerimizi kaldırım taşlarına böylece terk ederiz.

İçin yanarken buz kesmiş havaya rağmen gripli kış aşk acısı en beteridir.Zaten gripsindir habire bir burun çekme, hapşırma almış başını gitmiş bir de ağladıkça daha çok akar burnun Allah’ım başka dert verme ya.Burnunun akmasına mı deli olacaksın yüreğinin delirmesine mi yoksa habire üşüyüp durmana mı? Bu ne eziyettir arkadaş.Allah düşmanıma kış günü terk edilmeyi nasip etmesin ama eski sevgilime etsin, burnu akarken gözyaşları içinde ağrı kesici arasın evin içinde nalet adam.Bir çorba pişireni olmasın da yalnızlığına daha çok ağlasın.Bize gelince sabahlara kadar içip içip ağlarsın ertesi günde akşama kadar uyursun, malum kışın gündüzlerin pek bir anlamı olmaz o yüzden ayı gibi kış uykusuna yatarız.Eğer gündüzleri uyanık kalıp geceleri uyumayı tercih edersen resmen aşk acısını kışın ıhlamurla atlatırsın.Aşk acısı için doğal yöntemlerde varmış vay be.

Yine çiçeklendi dallar bende yeşilleneceğim ilkbahar aşk acısı biraz ruhsal olarak değişiktir.Yani sonbahar ve kışa göre, onlar en azından sadece aşk acısı odaklı gelir gider.İlkbahar başkasına her an yeşillenebilirim ama seni de unutamıyorum olduğu için biraz dram biraz trajedi gibi bir şey olur.Hani sonbaharda kutuladığımız hatıralar var ya ilkbaharda bir gece ansızın paramparça edilebilir, ertesi gün pişman olunup ağlanabilir, bir sonraki gün iyi ki diye kendinize hak verebilirsiniz.Doğa bile kendini yeniliyor sen ne duruyorsun be kadın dersin, imaj değiştirilir, saç renginde oynamalar, iddialı kıyafetler giyilir ve gecenin o renkli dünyasına topuklu ayakkabılarla koşulur.İşte tam da o gecelerde azıcık dikkatli olmak gerekir çünkü kalbinizin her an aşık olduğunu sanıp yeşilleneceğim derken morarıverme ihtimali yüksektir.Ruh halimiz gelgitli olduğundan bu aylarda dostlarla her yere gitmekte fayda var, sahip çıkarlar canımız dostlarımız.

Hayata pozitif bakacağım çünkü Yaz çok güzel aşk acısı biraz tuzlu biraz güneşlidir.Yeni insanlarla tanışmaya en açık olduğumuz mevsimdir, yeni hayatlar tanımak onların hayatlarına dokunmak, eğlenmenin en anlamlı olduğu zamanlardır.Genellikle yeni birileriyle bu mevsimde iletişime geçeriz her şey toz pembedir.Bir daha mı geleceğim lan dünyaya sözlerini bu mevsimde etmeye bayılırız arkasında da her deliliğimize bu kılıfı giydiririz.Benim suçum değil valla mevsimin suçu der geçeriz.Her hatamızın her yanılgımızın üstünü bunlarla örteriz.İlk başta yeni biri ile tanışmak çok eğlenceli gelir, kalbimiz pır pır pır oluverir fakat sonrasında Ege’nin dediği gibi :

“Biteceğini bile bile bu aşka başlamam
Ne seni ne de kendimi ateşe atamam Anla beni YAZ AŞKIMM”