Duvarlara Çarpamadığımız Adamları Kalplerimize Çarptık

Hayattaki tüm kırgınlıklarımızı hangi valize koyup, hangi çatı katında saklıyorduk? Neresinden tutuyorduk hayatımızı ? Nereye saklıyorduk kendimizi? Kendi içimize dönebilmek için kaç şarkıya saklanıyorduk? Tüm yaşadıklarımızdan sonra nasıl güveniyorduk tekrar insanlara? Yapamıyorduk değil mi ? Tekrar tekrar ayağa kalkmakta zorlanıyorduk ? Nasıl oluyordu da yara almam dediğimiz her noktadan teslim oluyorduk ? Her defasında liman sandıklarımız aslında o limanın martıları oluyordu? Usanmadan nasıl bu kadar sessiz kalabiliyorduk ?

Her veda derinden incitir bizi.Kocaman boşluklar bırakır o minicik yüreğimizde, şaşırıp kalırız, bu kadar acıyı nasıl bu bedende taşıyabiliyoruz diye.Seyit Onbaşı mıyız biz her vedayı yüklenip duruyoruz ? Bırakamıyorsun işte öyle bir anda yaşanılan her şeyi.

Anılar sarıyor dört bir yanını, boğazına yapışıyor tüm söyleyemediklerin, keşkeler başlıyor gece yatağında dönüp dururken.Keşke bu lafı suratına çarpsaydım da görseydi zalimin evladı diyorsun.Söyleyemiyorsun, gururun ele alıyor bu sefer seni.Küçük düşeceğini, değerini kaybedeceğini düşünüyorsun.Halbuki sana değer vermiş olsaydı zaten tutmaz mıydı hala o minicik ellerini? Kabullenemiyorsun.

İçinde hala eskiye dönme umuduyla, her adımını dikkatli seçmeye çalışıyorsun.Sanki adamın umrunda senin ne halt yaptığın ama sen yine de yüreğinde onu taşıdığın için, ona göre hareket ediyorsun.

Gecelerce tüm ayrılık şarkıları kulağında çalıyor.Gözyaşları pıt pıt.Ağlamaktan şişmiş gözler, çatallaşmış ses miras kalıyor, hayatını bir anda kocaman bir boşluğa döndüren adamdan.Keşkeler çıkıveriyor gün yüzüne o karanlık gecede.Keşke bende ona bunu yapmasaydım, keşke bende ona böyle demeseydim, ama bende çok sabrını zorladım haklı adam bir yerde demeye başlıyorsun.Tüm suçu yükleniveriyorsun, sanki seni ortada bırakan o değilmiş gibi.Elin adamı gelmiş kalbinin üstünde tepinmiş durmuş yine de haklı çıkmış.

Suçlama kendini.

Beraber mahvettiniz her şeyi.

En çok o mahvetti.

Duramıyorsun hiç bir yerde, kalbin sığmıyor evinin odalarına, sokaklara, koca bir şehre sığmıyor işte.Gidiyorsun, yürüyorsun, koşuyorsun.Bazen farklı şehirlere bazen farklı kollara.Hiç biri fayda etmiyor.Tek kaldığın her saniye tekrar beliriveriyor o canına yandığım adamı.Başlıyorsun ben sana ne yaptım demeye sanki yanındaymış gibi, ağlama nöbetleri sarıyor tekrardan, yastık yorgan dostuna sarılıyorsun önce.Gömüyorsun kendini uykunun kollarına, kurtarıcın o oluveriyor bir anda.

Her hikaye ne kadar güzel başlar halbuki, kalbin nasılda hızlı çarpar onu her gördüğünde, sana söylediği her kelimeden anlamlar çıkarmak dünyanın en güzel bulmacasını çözmek gibi nasıl da mutlu eder seni.Ellerine dokunduğunda nasıl da kolaydır verilen sözler, ellerini öper senin avucunun içine saklar dudaklarını.Sonra sen, o gittikten sonra öptüğü o elleri kapatır yüzüne dudaklarına dokunmaya çalışırsın onun.Ne kadar büyük acı, ne büyük yenilgidir bu.Hep güçlü kadın rollerini giyersin üzerine sonra bir bakarsın köpeğine sarılmış ağlıyorsun, köpek şaşkın sen aptal.

Seni bu kadar inciten adam ne yapıyor acaba şimdi ?

O da üzülüyor mu ?

Ağlıyor mu ?

Bu şarkıyı dinlese ben mi gelirim aklına ?

Hadi buyur kendi derdin kendine yetmez gibi bir de ağzına tükürmüş adamın acısını dert et.Sen daha çok kaybedersin kızım ben sana söyleyeyim.Sanane! Ne bok yerse yesin, hatta gerçekten bok yesin.Kıyamam ya yemesin, hep mutlu olsun.Niye mutlu oluyor? Ben burada Bihter Ziyagil gibi acılar içinde kıvranırken.Gebersin körolasıca.Hatta canı öyle bir yansın ki, ben bu kadına bunu yapmamalıydım desin.

Demez.

Demezler.

Kandırma kendini güzel kalplim.

Sen kendi acını aşmaya bak.Hayat o kadar çabuk yol alıyor ki, o acıya takılı kaldığın sürece kaç tane tren kaçırırsın haberin var mı ? Sonra bir de “Ah beeee o mal yüzünden bunu nasıl fark etmedim ben dersin.” Bu seferde başka keşkeler doğuverir o karanlık gökyüzüne.

Keşkelerini topla.

Şans vermediklerinden çıkart.

Hayatına böl.

Sevdiklerinle çarp.

Defalarca kırılsa da o güzel yüreğin, yine seveceksin.

Dünya üzerindeki hiç kimse aşktan daha büyük değil.Allah hariç Allah hariç.Şimdi durduk yere bir de çarpılmayalım, zaten çarpmış beni fazlasıyla valla birazcık daha dert kaldıramayacak bu bünye.

Yazdığım her satıra gömüyorum seni sevgilim, yüreğimde yer kalmadı sana daha fazla.Keşkeler senin olsun ben iyikilerimle devam etmek istiyorum hayatıma.

Sezenciğimin dediği gibi “Ben öyle birini sevdim ki bir nevi intihardı.Yara bere içindeydi hala cesarete tapardı.”

https://www.youtube.com/watch?v=e5XFqTbH2ZQ

Beni Neden Seçtin Pikaçu ?

O kahveyi içmek, şu yoldan gitmek, bu insanı tanımak…Merhaba seçimler !

Sürekli bir şey seçeriz.Bu bazen bir elbise bazen menüden bir tatlı çoğu zamanda insan…

Nereden bilebilirdim ki onu gördüğüm ilk günün bu noktalara gelebileceğini ? Küçük bir merhabanın tüm yaşam düzeneğimi etkileyeceğini? Bilmiyordum.Bundan sonra aldığım kararlarında beni hangi diyarlara savuracağını bilmediğim gibi.

Sıcak bir sonbahar günüydü, hiç farkında bile değildim onun.Oysa o çoktan aklına beni koymuş.Sonradan öğrendim.En başında yanıma geldiğinde arkadaş olacağımızı sanmıştım, aynı şeylere gülüyor, benzer şeylerle dalga geçiyorduk.Ben kanka dedim o aşk.Ben aşk dediğimde o acı demeye başlamış fark edemedim.

Çok sevdiğim bir filmde diyor ki “Seçmek ve seçiminin sonuçlarına katlanmak.”

Onu seçtim.

Aptal kafam.

Gerçekten bu kadar aptal olmak zorunda mıydın ? Neyse kendime haksızlık yapmayayım bu kadar.

Her seçim bir seçenektir.Hayatın sonsuz seçeneği vardır ve biz bir şeyi seçince önümüzde o seçtiğimiz ile ilgili sonsuz seçenekler açılır.

Yaşamın tuzaklarına merhaba.

Yaşamın güzelliklerine merhaba.

Yaşamın derslerine merhaba.

Eğer o adamı değilde başka bir adamı seçseydin onun hikayesini yaşardın ve emin ol o hikayede de acılar var.Sen sadece acını seçtin.Hangi acıyı yaşamak istediğine karar verdin.Kızma kendine bu kadar, öğrenmen gereken ders oymuş demek ki.Ders alabildiysen ne mutlu sana, yok eğer alamadıysan ders tekrar edecek ama olsun demek ki tam anlayamamışsın, tekrara devam, katlanarak gelen darbelere ve gözyaşlarına da.

Her seçimin için kendine kızamazsın ya da seçim yapmadan yaşayamazsın.Allah kahretsin ! Bunları yazarken radyoda çalan şarkıya bak “Uzaaak benden aşk uzaaak artık…Alırım başımı giderim Efeler gibi heeeyyyy !” Sezen Aksu-Sarı Odalar.Bakınız tesadüf. Bir dakika gözyaşlarım klavyeme damlamaya başladı, toparlanayım…Kanalı değiştirmek elimdeki bir seçim ama ben değiştirmeme tercihimi kullanıyorum, çünkü seçimlerinin sonuçlarına katlanmak.Kıppssssss.Göz kırptım.

Derinlerde bir yerde sövmeye devam ediyorum seçimlerime ama derinlerde bir yerde de teşekkür ediyorum kendime.

Birinci Kural: Pişman olmak yok.

İkinci Kural: Her zaman iyi ki de.Örnek:İyi ki hayatıma sıçmana izin verdim leş kargası.

Üçüncü Kural: Gülmeye devam et, her gülücük bir seçimdir unutma.

Dördüncü Kural: Aşka her zaman şans ver.Kimin kalbini darmaduman edeceğini deneyimlemek o kadarda kötü bir şey değil.

Beşinci Kural: Dostlarına hep sarıl.Onlar yaralarını sararken daha güçlü oluyorsun.

Şimdilik bu 5 kuralla yolumuza devam ediyoruz.

Beni neden seçtin Pikaçu? diye sordum ya.

Bende onun acısıyım.

Bende birinin yarım hikayesiyim.

Hayat ne tuhaf, kırıldığın kadar kırıyor musun yoksa her seçimde ?

Bilmem.

O, onun hikayesi…