Bir düş gördüm.Hiç beklemediğim bir anda tamamen hazırlıksız yakalandığım bir düş.Tarifini yapmak biraz zor ama güzel bir düştü.Dedim ya düş!
Bende düştüm bir anda kabusların ortasına.Başlangıcı da bitişi gibi oldu.Nasıl oldu, nasıl bitti hiç anlayamadım hala da anlayamıyorum.Olması gereken bu muydu gerçekten?
Bu kadar iyi gelen bir düş nasıl oldu da bu kadar kötü hissettirdi? Kabusa döndü, sancılara gebe bıraktı beni.
Sürekli yarı yolda bırakılmaya, habire kırılmaya alışkındım oysa.Değil miydim?
Seneler sonra duyduğum bir haber sonrasında, merak ettim nasıl olduğunu, bir şeye ihtiyacı olup olmadığını, yapabileceğim bir şey varsa her zaman yanında olduğumu bilmesini istedim.O mesajı atmak hiç kolay olmadı benim için 4 sene sonra.
4 sene öncesinde bir harabe olarak bırakmıştı beni.Kendimden bu kadar tiksindiğimi, aptal yerine konduğumu hatırlamam.Yol almak o kadar zor geliyordu ki, tutunacak bir dalım bile yoktu.En çiçekli, en umutlu hayallerime bile tutunamıyordum.Kendimi hissetmiyordum, kaybetmiştim, kaybolmuştum.Nefes alamıyor, yiyemiyor, içemiyor hatta gülemiyor ya da ağlayamıyordum bile.Tüm renklerimi kaybetmiştim, siyahı bile.Renksiz kalmıştım.
Tüm o yaşattıklarına rağmen neden o mesajı atmak istedin ki diyebilirsiniz.Haklısınız bu soruyu kendime yaklaşık mesajı göndermeden 3 hafta boyunca her gün sordum.Tüm dostlarımla konuştum.Ama ben buyum işte! Vicdanının sesine yenik bir yıkık.Neticede attım.
Her şey o kadar hızlı gelişti ki, kendimi bir düşün içinde buldum.Ne ara kabusa dönmeye başladı anlayamadım.Aptal beyin, aptal kalp, aptal hayaller…
Kaybettim.
Zaten kazanabileceğime neden inandım ki?
Ben kendime verdiğim savaşı kaybettim.O şerefsizi kaybetmekten bahsetmiyorum.Ördüğüm tüm duvarların altında ezilirken ne yapacağım ben şimdi? Nasıl üstesinden gelebileceğim bunca şeyin ? diye kendimi boğmaya başladım.Kendime tutundum, kendine tutunan her zaman kazanır.Bir sürü kitap okudum, film izledim, ağladım ve bir sabah dedim ki bitti.Artık kaçıracak tek bir anın bile yok.Hadi bakalım kızım yola koyulma vakti.
Kazandım.
Tüm savaşlarımı sonunda kazandım.
Biraz çikolata desteği, bolca kahve ve en çok dostlarımla.
Düşlerimden düşerken en diplere paraşütsüz yola çıkmanın ne kadar kötü bir fikir olduğuna karar verdim.Bir tecrübe daha eklendi hayat defterine.İlerde kullanırsın tatlım dedim kendime, asla kullanmayacağımı bilerek.
Bazı adamlar dünyaya küfür yemek için gelmişlerdir, sende öylesin çekirdeğim.
Bazı adamlar tüketmek için gelmişlerdir.
Bazı kadınlar tükenmek için gelmiştir, bende öyleyim bal kabağım.
Unutmayın, en güzel eserler acılardan çıkar, siz bu dünyanın en güzel eseri olmak için geldiniz.Kıps.