Her Mevsimde Biraz Aşk Biraz Acı

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış…

Her mevsimin kendine özgü aşk acısı çekme kuralları vardır.Ben yazmadım bu kuralları, kendiliğinden oluşmuş.Kimi dibine kadar ayrılık kokar kimi yeşillenir kimi yeniden aşka kucak açar…

En sevdiğim sonbaharda dökülen yapraklara kırılan hayalleri bağlamaca aşk acısıdır.Ruhun bunalıma çok müsait bir kere hava kapalı evde zaman geçirmek dışarıda olmaktan daha iyi geliyor o yüzden göz yaşını en çok bu mevsimde dökeriz.Yediğimiz şeylerin kilo olarak dönmesi zerre umurumuzda değildir çünkü önümüzde daha kazaklarla geçireceğimiz kocaman bir kış vardır.Geceleri ayrılık kokan şarkıların yanına eklenen şarap içimizi normalden daha çok ısırtır.Sevgiliden kalan hediyeler, fotoğraflar bu mevsimde bir kutuya toplanıp itina ile kaldırılır.Akşam yağmurunun altında, kulağında müzik kafanda bir ton anı ve düşünceyle yürümek en sevilen meditasyondur.En özeli de işte o sarı, turuncu, kırmızı yaprakları biten sevgimize benzetmemizdir.İşte kırılan hayallerimizi kaldırım taşlarına böylece terk ederiz.

İçin yanarken buz kesmiş havaya rağmen gripli kış aşk acısı en beteridir.Zaten gripsindir habire bir burun çekme, hapşırma almış başını gitmiş bir de ağladıkça daha çok akar burnun Allah’ım başka dert verme ya.Burnunun akmasına mı deli olacaksın yüreğinin delirmesine mi yoksa habire üşüyüp durmana mı? Bu ne eziyettir arkadaş.Allah düşmanıma kış günü terk edilmeyi nasip etmesin ama eski sevgilime etsin, burnu akarken gözyaşları içinde ağrı kesici arasın evin içinde nalet adam.Bir çorba pişireni olmasın da yalnızlığına daha çok ağlasın.Bize gelince sabahlara kadar içip içip ağlarsın ertesi günde akşama kadar uyursun, malum kışın gündüzlerin pek bir anlamı olmaz o yüzden ayı gibi kış uykusuna yatarız.Eğer gündüzleri uyanık kalıp geceleri uyumayı tercih edersen resmen aşk acısını kışın ıhlamurla atlatırsın.Aşk acısı için doğal yöntemlerde varmış vay be.

Yine çiçeklendi dallar bende yeşilleneceğim ilkbahar aşk acısı biraz ruhsal olarak değişiktir.Yani sonbahar ve kışa göre, onlar en azından sadece aşk acısı odaklı gelir gider.İlkbahar başkasına her an yeşillenebilirim ama seni de unutamıyorum olduğu için biraz dram biraz trajedi gibi bir şey olur.Hani sonbaharda kutuladığımız hatıralar var ya ilkbaharda bir gece ansızın paramparça edilebilir, ertesi gün pişman olunup ağlanabilir, bir sonraki gün iyi ki diye kendinize hak verebilirsiniz.Doğa bile kendini yeniliyor sen ne duruyorsun be kadın dersin, imaj değiştirilir, saç renginde oynamalar, iddialı kıyafetler giyilir ve gecenin o renkli dünyasına topuklu ayakkabılarla koşulur.İşte tam da o gecelerde azıcık dikkatli olmak gerekir çünkü kalbinizin her an aşık olduğunu sanıp yeşilleneceğim derken morarıverme ihtimali yüksektir.Ruh halimiz gelgitli olduğundan bu aylarda dostlarla her yere gitmekte fayda var, sahip çıkarlar canımız dostlarımız.

Hayata pozitif bakacağım çünkü Yaz çok güzel aşk acısı biraz tuzlu biraz güneşlidir.Yeni insanlarla tanışmaya en açık olduğumuz mevsimdir, yeni hayatlar tanımak onların hayatlarına dokunmak, eğlenmenin en anlamlı olduğu zamanlardır.Genellikle yeni birileriyle bu mevsimde iletişime geçeriz her şey toz pembedir.Bir daha mı geleceğim lan dünyaya sözlerini bu mevsimde etmeye bayılırız arkasında da her deliliğimize bu kılıfı giydiririz.Benim suçum değil valla mevsimin suçu der geçeriz.Her hatamızın her yanılgımızın üstünü bunlarla örteriz.İlk başta yeni biri ile tanışmak çok eğlenceli gelir, kalbimiz pır pır pır oluverir fakat sonrasında Ege’nin dediği gibi :

“Biteceğini bile bile bu aşka başlamam
Ne seni ne de kendimi ateşe atamam Anla beni YAZ AŞKIMM”

Ne Yani Bitti Mi Şimdi ?

Ben sana ne zaman veda edeceğim be körolasıca adam? Ne zaman unutacağım ses tonunu, bakışını, gülüşünü, beni öpüşünü, sarılışını?

Sen benimle vedalaştın, peki ya ben ne zaman senle vedalaşacağım?

Beni bırakıp gittiğinde nefes alamayacakmışım gibi oldum.Canımın acısını anlatabilme durumum yok, hala sızar öyle diyeyim.Durduğum yerde zıplayarak, yorgana yumruk atarak, yatağı döverek hayııııır hayııııırrr beni engellemiş olamazsın, hayıııır hayıııır sen beni bırakamazsın, sakinleş sakinleş siniri geçince yazacak sana.

Yazmadı.

Neden yazsın ki? Bitirmiş adam kafasında, umrunda mı senin gözyaşların salak kız?

Dur bakalım hemen bırakamaz seni elbet bir gün yazacak, sadece susma silahını kullan, aferin sana akıllı kız.

“Seni çok özledim ne yapmam gerekiyor bilmiyorum ama seni çok özledim, tekrar deneyelim her şey çok farklı olacak, durmam gereken yerleri anladım, seni kaybetmek istemiyorum, sensiz yapamıyorum, seni çok özledim sensiz nefes bile alamıyorum ben, dayanamıyorum.Hiç bir şey istemiyorum, sadece seni istiyorum, gülüşünü, sesini, bakışını sadece seni istiyorum.”

Giden Mesaj Sayısı: 1

Gelen Mesaj Sayısı: GÖRÜLDÜ.

Sevmiyor işte seni kabullensene aptal beyinli, ühühühühüh.

Biraz zamana bırakayım, kendine gelsin, her şey çok taze mantıklı düşünemiyor, siniri sevgisinin önüne geçmiş.Avutsun bahaneler yavrum, hey gülüm heeeyyy. 1 ay sonra…

“Aklında ve kalbinde bana dair en ufacık bir şey kalmadıysa ve gerçekten yoluma bakmamı istiyorsan bu sefer cevap ver, çok bir şey istemiyorum senden, bitti desen bile yeter en azından derim ki bitmiş.Zorla hayatına dahil olamam ki ben, yapamam bunu ne sana ne kendime, giderim.Bu kadar netliği hak ediyorum.Yoluma bakamıyorum şu an senden hala bir adım öteye gidemiyorum, tek istediğim bir cevap ve bana dürüst olman.Bu kadarını hak ediyorum.Bitirdiysen her şeyi müsade et ki bende bitirebileyim.İçimi güneşten daha çok ısıttığın zamanlarım oldu, bedenimi en kara kıştan bile dondurduğun zamanlarım da oldu.Ama sen varken hep baharlarım var hep dallarımda çiçeklerim açar…Yaşarken ölmüşsün gibi yaşamak istemiyorum.Her şeye rağmen yine yanında olmak istiyorum ben senin ama dediğim gibi sen istemiyorsan olamam,kabullenmekten başka çarem kalmaz.”

Giden Mesaj Sayısı : 2

Bu mesajı yazmam gerekiyordu, ben keşkelerle yaşayabilen kadınlardan değilim, sonuna kadar denedim ve olmadı diyebilmeliyim.Yoksa asla yoluma bakamıyorum.

Gelen Mesaj Sayısı: 1

“Ben seninle durumu net konuştum.Seni seviyorum ama seninle yapamıyoruz.Belki içinde bulunduğum durum yanlış bir zaman bilmiyorum ama ben bu ilişki içerisindeyken sürekli tedirgin gergin bekliyor oldum.Yolun açık olsun.”

Giden Mesaj Sayısı: 3

“Seninde, teşekkürler.”

İşte benim vedam, o gece bu şekilde veda ettim beni en çok yaralayan adama.Çok ağlamadım o gece, kabullendim galiba.Sabah uyandığımda boşluğa baya bir kitlenip kalmışım ama yürüdüm geçtim ben o gece o şerefsizi.

Sizi arada bırakan adamlardan hızla uzaklaşın, yoksa yak yak yak sigaraları.Bu gecede bana içiyoruz.Arka fonda Sezen…

Ah Benim Arızalı Adamlara Tutkun Kalbim

Sözlerine mi aldanıyoruz biz erkeklerin, bakışlarına mı ? Yoksa paket olarak verecekleri acıya mı ? Perişan olmak bir yaşam biçimidir biz gibi kadınların.Sevgi, aşk diye gezeriz ortalıkta ama gider en dandik adamı seçeriz.Tatlım aslında neyi seçmeyeceğimizi öğreniyoruz ama hayat öyle acımazsız ki hep önümüze ızdıraplı adamlar sunuyor.

Tutuklu kalıyoruz o adamlara.Beni nasıl sevmezsin köpek? Gözyaşı yükleniyor.Ben sana ne yaptım be adam çok sevdim ben seni bilmiyor musun? Gurur devredışı.Bırakma beni, ben sensiz yaşayamam.Gözyaşı dökülüyor.Kalbim acıyor sen beni çok seversin hatırlamıyor musun, sensiz yaşayamam, sen benim her şeyimsin derdin.Son çabalama atakları.Siktir git, bırak beni, dokunma sakın bana, defooolll.Ağlama krizi eşliğinde delirmece.

Adam gider.

Arkasını döner ve defolur gider.

Sonrası mı?

Sonrası Yıldız’ından tut Sezen’inine oradan hop Ebru Gündeş’ine yeter mi yetmez İbrahim Tatlıses, Hakan Altun derken kapanış Demet Akalın.

Sahi biz kadınlar neden böyleyiz ?

Seviyoruz dibine kadar sürünmeyi ama en son atar giderle kapatıyoruz hep o defterleri.Bir daha seni ararsam namussuzum.Ne arayacağım lan seni duygusuz it.Engelliyorum şimdi seni her yerden, görürsün sen.Kimsin lan sen kim ? Cinnet ve kapanış.

Halbuki o an seni çok özledim dese, tekrar deneyelim dese.Sevgiliiim bende seni çok seviyorum, özledim seni, pişman oldun dimi kaymaklı künefem benim.Affettim üzülme, bizim aşkımız çok büyük her şeyin üzerinden geliriz biz.Nah gelirsiniz.

Bir kere yarı yolda bırakan hep bırakır.İlişkilerin yazılı olmayan kuralıdır bu.Herkeste bilir, sende biliyorsun.Ama aklın değil kalbin konuşuyor.Hadi hadi sustursana o kalbini.Boş boş konuşma kalp desene.Diyemezsin çünkü senin hikayen herkesin hikayesinden farklı dimi? Üzgünüm kelebeğim ama değil.

Olsun be, biz bu acıları çekmesek şarkılar nasıl anlam kazanacak?

Sevginin en güzelini en yücesini hak ediyorsun yüreği güzel kendi güzel kadın.Zamanın çarkları dönmeye devam ediyor, seninde doğru insanla denk geleceğin, zamanınızın ortak olduğu o hayallerinin seni en çok seven adamı saracak seni.Ama şimdilik Tarkan’ın dediği gibi “Yanlış zaman yanlış insan…” takılmacasına devam.

Duvarlara Çarpamadığımız Adamları Kalplerimize Çarptık

Hayattaki tüm kırgınlıklarımızı hangi valize koyup, hangi çatı katında saklıyorduk? Neresinden tutuyorduk hayatımızı ? Nereye saklıyorduk kendimizi? Kendi içimize dönebilmek için kaç şarkıya saklanıyorduk? Tüm yaşadıklarımızdan sonra nasıl güveniyorduk tekrar insanlara? Yapamıyorduk değil mi ? Tekrar tekrar ayağa kalkmakta zorlanıyorduk ? Nasıl oluyordu da yara almam dediğimiz her noktadan teslim oluyorduk ? Her defasında liman sandıklarımız aslında o limanın martıları oluyordu? Usanmadan nasıl bu kadar sessiz kalabiliyorduk ?

Her veda derinden incitir bizi.Kocaman boşluklar bırakır o minicik yüreğimizde, şaşırıp kalırız, bu kadar acıyı nasıl bu bedende taşıyabiliyoruz diye.Seyit Onbaşı mıyız biz her vedayı yüklenip duruyoruz ? Bırakamıyorsun işte öyle bir anda yaşanılan her şeyi.

Anılar sarıyor dört bir yanını, boğazına yapışıyor tüm söyleyemediklerin, keşkeler başlıyor gece yatağında dönüp dururken.Keşke bu lafı suratına çarpsaydım da görseydi zalimin evladı diyorsun.Söyleyemiyorsun, gururun ele alıyor bu sefer seni.Küçük düşeceğini, değerini kaybedeceğini düşünüyorsun.Halbuki sana değer vermiş olsaydı zaten tutmaz mıydı hala o minicik ellerini? Kabullenemiyorsun.

İçinde hala eskiye dönme umuduyla, her adımını dikkatli seçmeye çalışıyorsun.Sanki adamın umrunda senin ne halt yaptığın ama sen yine de yüreğinde onu taşıdığın için, ona göre hareket ediyorsun.

Gecelerce tüm ayrılık şarkıları kulağında çalıyor.Gözyaşları pıt pıt.Ağlamaktan şişmiş gözler, çatallaşmış ses miras kalıyor, hayatını bir anda kocaman bir boşluğa döndüren adamdan.Keşkeler çıkıveriyor gün yüzüne o karanlık gecede.Keşke bende ona bunu yapmasaydım, keşke bende ona böyle demeseydim, ama bende çok sabrını zorladım haklı adam bir yerde demeye başlıyorsun.Tüm suçu yükleniveriyorsun, sanki seni ortada bırakan o değilmiş gibi.Elin adamı gelmiş kalbinin üstünde tepinmiş durmuş yine de haklı çıkmış.

Suçlama kendini.

Beraber mahvettiniz her şeyi.

En çok o mahvetti.

Duramıyorsun hiç bir yerde, kalbin sığmıyor evinin odalarına, sokaklara, koca bir şehre sığmıyor işte.Gidiyorsun, yürüyorsun, koşuyorsun.Bazen farklı şehirlere bazen farklı kollara.Hiç biri fayda etmiyor.Tek kaldığın her saniye tekrar beliriveriyor o canına yandığım adamı.Başlıyorsun ben sana ne yaptım demeye sanki yanındaymış gibi, ağlama nöbetleri sarıyor tekrardan, yastık yorgan dostuna sarılıyorsun önce.Gömüyorsun kendini uykunun kollarına, kurtarıcın o oluveriyor bir anda.

Her hikaye ne kadar güzel başlar halbuki, kalbin nasılda hızlı çarpar onu her gördüğünde, sana söylediği her kelimeden anlamlar çıkarmak dünyanın en güzel bulmacasını çözmek gibi nasıl da mutlu eder seni.Ellerine dokunduğunda nasıl da kolaydır verilen sözler, ellerini öper senin avucunun içine saklar dudaklarını.Sonra sen, o gittikten sonra öptüğü o elleri kapatır yüzüne dudaklarına dokunmaya çalışırsın onun.Ne kadar büyük acı, ne büyük yenilgidir bu.Hep güçlü kadın rollerini giyersin üzerine sonra bir bakarsın köpeğine sarılmış ağlıyorsun, köpek şaşkın sen aptal.

Seni bu kadar inciten adam ne yapıyor acaba şimdi ?

O da üzülüyor mu ?

Ağlıyor mu ?

Bu şarkıyı dinlese ben mi gelirim aklına ?

Hadi buyur kendi derdin kendine yetmez gibi bir de ağzına tükürmüş adamın acısını dert et.Sen daha çok kaybedersin kızım ben sana söyleyeyim.Sanane! Ne bok yerse yesin, hatta gerçekten bok yesin.Kıyamam ya yemesin, hep mutlu olsun.Niye mutlu oluyor? Ben burada Bihter Ziyagil gibi acılar içinde kıvranırken.Gebersin körolasıca.Hatta canı öyle bir yansın ki, ben bu kadına bunu yapmamalıydım desin.

Demez.

Demezler.

Kandırma kendini güzel kalplim.

Sen kendi acını aşmaya bak.Hayat o kadar çabuk yol alıyor ki, o acıya takılı kaldığın sürece kaç tane tren kaçırırsın haberin var mı ? Sonra bir de “Ah beeee o mal yüzünden bunu nasıl fark etmedim ben dersin.” Bu seferde başka keşkeler doğuverir o karanlık gökyüzüne.

Keşkelerini topla.

Şans vermediklerinden çıkart.

Hayatına böl.

Sevdiklerinle çarp.

Defalarca kırılsa da o güzel yüreğin, yine seveceksin.

Dünya üzerindeki hiç kimse aşktan daha büyük değil.Allah hariç Allah hariç.Şimdi durduk yere bir de çarpılmayalım, zaten çarpmış beni fazlasıyla valla birazcık daha dert kaldıramayacak bu bünye.

Yazdığım her satıra gömüyorum seni sevgilim, yüreğimde yer kalmadı sana daha fazla.Keşkeler senin olsun ben iyikilerimle devam etmek istiyorum hayatıma.

Sezenciğimin dediği gibi “Ben öyle birini sevdim ki bir nevi intihardı.Yara bere içindeydi hala cesarete tapardı.”

https://www.youtube.com/watch?v=e5XFqTbH2ZQ