Tüm Çift Ruhlulara Selam Olsun

Neresinden tutup nereye ne yazacağımı bilemediğim için aldım bir kahve boş boş ekrana ve tuşlara bakıyorum.Halbuki kelimelerin kelimeleri kovalaması gerekiyordu ama kovalamıyor, aksine saklanıyorlar benden.Yine fazla detaycı bakıyorum dert güllerim benim.Oysa ki ne demişti “Yaz gitsin.”

Yazalım o zaman…

Sabah serinliğinde bir hoş geldin ile irkildim, yanlış anlaşılmak istemediğimden resmen kalakaldım.Halbuki Merhaba ile başlayan ve düzgün açıklamalar görmemiş bu gözler için kuru bir hoş geldin kelimesinin pek bir anlamı yoktu.Ay resmen Bihter Ziyagil gibi “Tabi siz anneleri tarafından size emanet edilen çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik etmesine şiddetle karşısınız ama.” çıktı içimden neyse.Yine de çift ruh hali lakabını benden almış olan biri için tanışmıyorduk demek fazla kabaca olurdu.Bende her zaman olduğum gibi olup kendim oldum.En sevdiğim özelliğim akışına bırakmak, bayılırım sarpa sarmış şeyleri akışına bırakmaya, kafam kaldırmıyor kardeşim ne yapayım.

Eski zamanlara dönmekte fayda var, insanları tartarken kullanılan en güvenilir metottur.Eğer biri sizi fazla incitmediyse ya da kırmadıysa konuşmakta bir sıkıntı yoktur.At bu bilgiyi cebe lazım olur.Ama eğer biri sizi incittiyse ya da kırdıysa konuşmakta çok büyük sıkıntı vardır, unutma bir kere seni yakan yine yakar, aptal mısın canım sen defalarca yanıp duracaksın? At bu bilgiyi de cebe bu da kesin lazım olacak.

Ben sinirlenenlerden oldum.Baya baya hayırdır sen ya moduna girdim, hayır yani sanki bir şey oldu.Yoooo olmadı da.Eeee o zaman neden sinirlendin cınım dediğinizi duyar gibiyim.

Anlatayım hemencecik.

Yapı gereği insanların hayatlarına bodoslama dalmam, genelde tanımayanların gözünde soğuk nevale, ne kadar burnu havada dediklerini bilirim hakkımda.Çünkü sonra kanka oluruz bunu gülerek anlatırlar, halbuki o an sensin burnu havada diye bıçaklamak isterim bunları da neyse gülüyoruz, eğleniyoruz şimdi.O yüzden yeni insanlarla tanışmayı hem pek sevmem hem de insan sevmem ben zaten, kötü kalpli yaratıklar her şeye zarar verirler.Neyseeee sinirlenmiiiiiciiiimmm sinirlenmiiiciiiimmm.Bu da öyle oldu bir merhaba ile süslenen bir ton gülücüklü cümleden sonra ikinci karakter çıktı ortaya işte o zaman dedim ki sen biliyorduuuun hep böyle oluuuurrr.

Şans eseri denk gelmişti yollar, bir yerden kesişmesi imkansız iki yoldu bizimki dışardan bir göz ile bakıldığında ama o kadar imkansız değilmiş.Ön hazırlıklardan sonra aşırı temkinli beyfendimiz merhaba demişti.Bu aşırı plancılık çok korkutucu değil mi ? Üstelik benim gibi gelişine yaşayan hatta çoğu zaman bir yere giderken hangi otobüs gelirse oraya gideyim diye yola çıkan biri için ? Ama işte insan insana benzemez.Ay ben ne anlatıyordum ya konu nereye geldi yine.Neden çift ruhlu diyorum dimi ben buna.Çünkü çift ruhlu, teşekkürler canım kendim süper bir açıklamaydı.Hahahahahaha

İki farklı ruhuna şahit oldum çünkü çok kısa bir zamanda.Ben genelde insanlarla olan sorunlarımı oturup konuşup çözer ve öyle ilerlerim, o tam tersi.Hatta sorun neydi falan oluyorsun, seviyor insanların beyinleriyle puzzle yapmayı.Bir tarafı naif, komik, düşünceli.Diğer tarafı suskun, soğuk, düşüncesiz, bencil, açıklama yapmayacak kadar insanları umursamayan, kendi dünyasına gömülüp sizi kapı dışarı eden ay durduramıyorum kendimi ayıp olacak.Tamam tamam kötü biri değil sonuçta yani ben öyle olduğuna inanmak istiyorum neticede bana bir zarar vermedi.

Vardır elbette bir sebebi bir anda susmasının ama anlamsız ve çok saçma olduğu gerçeğini ne yazık ki değiştiremez.Bir insanın hayatına bodoslama dalabiliyorsanız bodoslamada çıkabilirsiniz falan mı yazıyor bir yerde de benim haberim mi yok ? Heh işte tam da böyle.Tüm yetkiyi almış eline yazmış, çizmiş, oynamış sonra da ben sıkıldım demiş çıkmış oyundan.Çocukken de mızıkçı mıydı acaba? Bilmiyorum.Meslek gereği her tanıdığımın da çocukluğuna inemem dimi? Orası çoğu davranışı gibi soru işaretleriyle kaldı.

Aniden gelen aniden giden sonra yine aniden gelen sonra yine aniden giden ay resmeeen huyu bu şimdi farkettim.Olaya bak.

Bazı insanlarla tesadüfen kesişir yollarınız, bir şeyler öğrenmen gerekiyordur ondan bir anda çıkıp gelir.Böyledir yazılı olan hayat kitabının kurallarından biri.Öğreneceklerim varmış, öğrendim.Netice de her zaman iyi bir öğrenci olmuşumdur.Yok yaa savruktur benim kafam.He bi de alnımda “Çıkın çıkın gelin anacım.” yazıyor sanırım Seda Sayan staylaaaa.

Tüm bu olan bitenlerden sonra hoş gelmemde bir sıkıntı yoktur bence hakim bey.Ayrıca aslında hiç tanıyamadığınız birinin verdiği enerjiye de ihtiyacınız olur bu hayatta.Tanımadığım diyorum çünkü tanışamadık biz aslında.Hani üniversitede bir ortamda denk gelirsin iki muhabbet edersin, “Aaa aslında kafa çocukmuş sevdim ben ya” dersin ya, öyle tanışma.Sonra bir anda kuru selamlara kalır muhabbet sebebini çözemediğimiz bir durumdur ama olur yani böyle şeyler, normaldir.

Yine de benden size küçük bir tavsiye, boş yere kafa karışıklığı yaratmayın insanların hayatlarında bazılarımız o güçlü duruşun altında kırılgan bir ruh taşırız ve beklemediğiniz ya da tahmin etmediğiniz bir yerden vurabilirsiniz onları sonra çok üzülürsünüüüüzzz, söylemedi demeyin.Ama zaman her şeyi süpürür arkasında bir çöp bile bırakmaz.

İkinci ruhuna denk gelmeme imkan yok çünkü ben çözdüm.Denk gelsem de ilk etkiyi yaratamaz artık.O yüzden hoş gelmekte kendi adıma da bir zarar görmüyorum.Canım kendim şu an alnından öpüyorum seni, ne akıllı kızsın sen öyle.

Kırılganlığı yüzünden okunan aslında içi karmaşık bir beyfendi kendisi, tüm neşesi de bundan zaten.Neşeyle, umutla sarmış yüreğini, kimseye zarar çıkmaz o yürekten sadece kötü cümleleri pek kurmayı sevmediğinden ifade etmekte sıkıntı yaşıyor kendini o kadar.Halbuki saatlerce makara yapabilirsin öyle de zeki ama her insan gibi yaraları var.Kapatamamış belki de kapatmak istememiş yaralarını, bilemiyorum o kadar tanışmadık.Umduklarını bulmasını istediklerimden, o kadar tanışmamış olsakta çünkü belli oluyor kalbindeki eksikleri.Hüzün ve melankoliden beslenenlerden, güneşten enerji alıp çalışanlardan, hırsıyla, başarısıyla kendini tamamlamak isteyenlerden ama bir türlü eksik kalan yanlarını kapatamayanlardan.

Bizim gibi…

Hepimiz gibi…

Sevgilerle öpüyorum hepinizi dert güllerim benim.

Baştan Yazacağım Seni Kader

Defalarca aynı yere vuran adamlara ne denir?

Alçak?

Namert?

Korkak?

Şerefsiz ?

Vicdansız ?

….

Sanırım her hareketiyle farklı bir lakap almaya hak kazanır.

Peki sürekli gelen adamlara kanmak isteyen kadınlara ne denir?

Aptal?

Salak?

Saf?

Tecrübeli ağlak?

Aşık?

Sanırım her seferinde farklı sonuçlar elde edebileceğini sanan biri.

Onca sene arkama bile bakmadım ne yaptığıyla ilgilenmedim.Bir araya gelme ihtimalini düşünmedim bile.Kariyer odaklı bir hayat kurdum kendime.Milim milim inşa ettim yeni dünyamı, o olmadan güzel şeylere adım attım.Ama hayat her seferinde senin için farklı bir hikaye kurar kısmını unutmuşum.

Mevsimlerden Sonbahar, aylardan Ekim…

Bir anda tüm doğrularım altüst oldu.Tekrar bir arada olmamız mucize gibi bir şeydi ama oldu bazen engelleyemezsin.Acıların insanları birleştireceğini unutmuşum, tüm kapılarım tek tek açıldı ona.Yara almak artık bu hikayede yazılı değildi.Beraber bir hayat kurma yoluna girmek üzereydik, tüm yaşantım bir anda değişti.Mutluydum.Onun avuç içlerimden öpmesi o zamanlar bana en iyi gelen şeydi.Sabahları günaydın mesajları ile uyanmak, iş çıkışları onu görmek, onun sesini duymak, dertlerine ortak olmak hepsi ama hepsi hayatım olmuştu.

Şimdiye kadar hiç bu kadar o olduğumu hatırlamıyorum.Korkusuz yanında durabilmek bunca sene sonrasında imkansız gibi bir şeydi ama olmuştu işte.Sonra her güzel hikayede olduğu gibi bu hikayenin de sonu geliverdi.

Gitti.

Seni seviyorum ama seninle yapamıyoruz, deyip gitti.

Bu kadarcık…

Tüm korkularım tekrar ortaya çıktı.Bir daha asla kimseye güvenebileceğimi sanmıyorum.Yaralanmaktan o kadar yoruldum ki tekrar bir insanı sevebilme ihtimalim bile kalmadı.Halbuki hayatım boyunca koşulsuz sevilmek istemiştim.Üzülmeden, kırılmadan…

İnşa ettiğim tüm duvarlarım üstüme yıkıldı, tekrar toparlayamam gibi duruyor uzun bir süre.Altında nefessiz kaldım tüm anılarımın, her gece ağlama nöbetlerine gebe kaldı ruhum günlerce.

Yaklaşık 15 senelik bir hikayeden insan nasıl sağ çıkabilir ki?

Onca sene yaşanan gelgitlerden nasıl kurtulunur?

Her seferinde kurtulduğum acıdan neden bu sefer kurtulamazmışım gibi geliyor?

Günlerce kaybolmuş gibi yaşadım.Durduk yere ağlamalar aldı başını gitti.Kitaplara sığındım, şarkılara sığındım.Stalk yapmanın dibine vurdum.En sonunda kabullendim.O artık yok ve olmaması olmasından çok daha iyi.

Yaşadığın sürece yeni şeyler yaşamaya mecbur bırakıyor hayat seni.Ne zaman yeni bir hikaye yazarım ne zaman çiçeklenirim, bilmiyorum.

Çiçek açmalı mıyım?

Kalbimi sorgusuz sevmeye açmalı mıyım?

Tekrar yara almayı göze almalı mıyım?

Aşık olacağıma tekrardan inanmalı mıyım?

Bilmiyorum…

Tek bildiğim yaşamak zorunda olduğum ve yaşadığın sürece umut etmekten vazgeçmemek olduğu.

Herifin biri senden her şeyini alabilir.Hayallerini, sevgini, ilişkilere olan inancını, gündüzlerini, gecelerini, baharlarda açan çiçeklerini, umutlarını, birini sevebilme ihtimalini, rüyalarını…

Tek bir şeyini alamaz.Hayatını…

En büyük paradoksta budur işte.Aldığı her şey hayatının sana sunduklarıdır ve hayatını alamadığı için aslında senden hiçbir şey almamış olur.Hikayelerin kaybedenleri aslında kazananlarıdır çünkü her kötü biten şey güzel şeylerin habercisidir.

Onun parmak izleri hayatınızdan dökülürken gün be gün, senin parmak izlerin onun hayatında parlamaya başlar.

O hikayenin defterini yakarsan yeni hikaye yazabilirsin, yeni hayatının ilk ve en önemli kuralı budur.

Yeni hikaye yazmaya kaldırıyoruz kadehlerimizi, tüm yaşadıklarımıza rağmen yeniden yazacağız başka hikayeleri.Şimdilik bilemiyoruz…

Yıldız Tilbe’nin dediği gibi “Dağıldım biraz toparlanmalıyım…” dediği yerde duruyorum.

Şimdilik…

Her İntikam Kendine Bıçak Saplama Sanatıdır

Birinden intikam almaya çalışmak aslında en çok kendinden intikam almaktır.Fakat durmak bazen o kadar zorlar ki, duramazsın.Kendi hayatından çalma pahasına canını yakan kişinin canını yakmaya yemin edersin.Kafanda bir sürü plan kurar ve ince ince süslersin intikam yeminini.Elindeki her şeyi almak, kalbini kırmak, insan içinde rezil etmek, ailesi karşısında küçük düşürmek ama bence en gaddarcası kendine olan özgüvenini yok etmek.

Bir insandan intikam almak istiyorsan kendine olan saygısını yok etmen gerekir.Etrafındaki insanların gözünde düşmek bir yere kadar acı verir, bir yere kadar kendini küçük görmesine yol açar.Kendisine olan saygısını kaybetmek ise bir kaç yılına mal olur.Kolay kolay toparlanamaz, insanlara güvenemez ama en acısı kendine güvenemez.O yüzden bırakın gelsin yavaş yavaş.

Bilirsiniz ki her son aslında tam son değildir.Tekrar bir araya gelme ihtimali yüksektir.Hakaret etmek yahut tekrar bir şans için ama elbet gelirsin tekrar bir araya.O yüzden sakin olun, bırakın gelsin aptal, gelsin ki tuzağınıza doğru yaklaşsın.

Bazende bu aptal biz oluruz, avcı sanarken kendimizi aslında av olduğumuzu zaman içinde anlarız ve iş işten çoktan geçmiştir.Çünkü harabe olmuş bedeniniz ve ruhunuzla tekrar savaşamazsınız.Üzgünüm ama kaybettiniz.

Her intikam yemini iki uçludur, kırıldığımız kadar kırmış olabiliriz ve bazen karşımızdaki insanın öfkesi bizden daha fazla olabilir.Bu durumlarda kaybetme ihtimalimiz yüksek olur çünkü beklediğimiz davranışları sergilemez.Olduğundan daha farklı daha aşık bir insanla karşı karşıya kalırız ve akıl sorgulama yetisini kaybeder.En çabuk unutulan aşkla nefretin birbirine karıştırılma durumu ortaya çıkıverir.Sizin nefretiniz bir anda aşk olur.Her şey farklı olabilir dersin kendine ve zaman artık senin tuzağa düşmen üzerine işlemeye başlar.

Kaybettin.

Aklını, kalbinin arkasına sakladığın gün kaybettin sen !

O yüzden kendinden kaybetme ihtimaline rağmen bu yola çıktığını unutmaman gerekir.

Bazende kaybetmek daha iyi olur.Benim şahsem vicdanım yapacaklarımla rahat olamaz o yüzden genelde her intikam yemininden darbeler almışımdır.Bu yüzdende intikam yemini etmem senelerdir.Benim intikamım kendi yoluna bakmaktır, hayatımdan çalınmasına müsaade etmemek, aşktan nefret etmemek ve insanlara güvenmeye devam etmektir.

Tebrikler Kazandınız !

Kazanmak istiyorsan bırakmasını bilmek zorundasın.Bir kere geldiğin şu hayata daha kaç aşk sığacak kim bilir ama sen bir tanesine takılı kalırsan her şeyini kaybedeceksin, fark et !

İntikam mı almak istiyorsan git başkasına aşık ol, başkasını onun yerine koymaktan daha büyük intikam var mı ?

Hem kazanmış olacaksın hem de o kaybetmiş olacak.Senin gibi onu seven birini bulamayacağını sen biliyorsun.Kaybetti, böyle büyük bir sevgiyi kaybetti.

Bırak.

Bıraktığın gün özgür olacaksın.

Sarıl.

Hayatına sıkı sıkı sarıl sana neler verecek kim bilir daha.

Unut.

Unuttuğun gün yeni hikayeler yazmaya başlarsın.

Sev.

Çiçeği, ağaçları, dostlarını, müzikleri, kitapları sev.

Aşık ol.

Vakti geldiğinde, seni senden daha çok sevene vermekten korkma kalbini.

Yaşa.

Ortalama 60-70 senen var, bu dünyayı doya doya yaşa…

Her Mevsimde Biraz Aşk Biraz Acı

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış…

Her mevsimin kendine özgü aşk acısı çekme kuralları vardır.Ben yazmadım bu kuralları, kendiliğinden oluşmuş.Kimi dibine kadar ayrılık kokar kimi yeşillenir kimi yeniden aşka kucak açar…

En sevdiğim sonbaharda dökülen yapraklara kırılan hayalleri bağlamaca aşk acısıdır.Ruhun bunalıma çok müsait bir kere hava kapalı evde zaman geçirmek dışarıda olmaktan daha iyi geliyor o yüzden göz yaşını en çok bu mevsimde dökeriz.Yediğimiz şeylerin kilo olarak dönmesi zerre umurumuzda değildir çünkü önümüzde daha kazaklarla geçireceğimiz kocaman bir kış vardır.Geceleri ayrılık kokan şarkıların yanına eklenen şarap içimizi normalden daha çok ısırtır.Sevgiliden kalan hediyeler, fotoğraflar bu mevsimde bir kutuya toplanıp itina ile kaldırılır.Akşam yağmurunun altında, kulağında müzik kafanda bir ton anı ve düşünceyle yürümek en sevilen meditasyondur.En özeli de işte o sarı, turuncu, kırmızı yaprakları biten sevgimize benzetmemizdir.İşte kırılan hayallerimizi kaldırım taşlarına böylece terk ederiz.

İçin yanarken buz kesmiş havaya rağmen gripli kış aşk acısı en beteridir.Zaten gripsindir habire bir burun çekme, hapşırma almış başını gitmiş bir de ağladıkça daha çok akar burnun Allah’ım başka dert verme ya.Burnunun akmasına mı deli olacaksın yüreğinin delirmesine mi yoksa habire üşüyüp durmana mı? Bu ne eziyettir arkadaş.Allah düşmanıma kış günü terk edilmeyi nasip etmesin ama eski sevgilime etsin, burnu akarken gözyaşları içinde ağrı kesici arasın evin içinde nalet adam.Bir çorba pişireni olmasın da yalnızlığına daha çok ağlasın.Bize gelince sabahlara kadar içip içip ağlarsın ertesi günde akşama kadar uyursun, malum kışın gündüzlerin pek bir anlamı olmaz o yüzden ayı gibi kış uykusuna yatarız.Eğer gündüzleri uyanık kalıp geceleri uyumayı tercih edersen resmen aşk acısını kışın ıhlamurla atlatırsın.Aşk acısı için doğal yöntemlerde varmış vay be.

Yine çiçeklendi dallar bende yeşilleneceğim ilkbahar aşk acısı biraz ruhsal olarak değişiktir.Yani sonbahar ve kışa göre, onlar en azından sadece aşk acısı odaklı gelir gider.İlkbahar başkasına her an yeşillenebilirim ama seni de unutamıyorum olduğu için biraz dram biraz trajedi gibi bir şey olur.Hani sonbaharda kutuladığımız hatıralar var ya ilkbaharda bir gece ansızın paramparça edilebilir, ertesi gün pişman olunup ağlanabilir, bir sonraki gün iyi ki diye kendinize hak verebilirsiniz.Doğa bile kendini yeniliyor sen ne duruyorsun be kadın dersin, imaj değiştirilir, saç renginde oynamalar, iddialı kıyafetler giyilir ve gecenin o renkli dünyasına topuklu ayakkabılarla koşulur.İşte tam da o gecelerde azıcık dikkatli olmak gerekir çünkü kalbinizin her an aşık olduğunu sanıp yeşilleneceğim derken morarıverme ihtimali yüksektir.Ruh halimiz gelgitli olduğundan bu aylarda dostlarla her yere gitmekte fayda var, sahip çıkarlar canımız dostlarımız.

Hayata pozitif bakacağım çünkü Yaz çok güzel aşk acısı biraz tuzlu biraz güneşlidir.Yeni insanlarla tanışmaya en açık olduğumuz mevsimdir, yeni hayatlar tanımak onların hayatlarına dokunmak, eğlenmenin en anlamlı olduğu zamanlardır.Genellikle yeni birileriyle bu mevsimde iletişime geçeriz her şey toz pembedir.Bir daha mı geleceğim lan dünyaya sözlerini bu mevsimde etmeye bayılırız arkasında da her deliliğimize bu kılıfı giydiririz.Benim suçum değil valla mevsimin suçu der geçeriz.Her hatamızın her yanılgımızın üstünü bunlarla örteriz.İlk başta yeni biri ile tanışmak çok eğlenceli gelir, kalbimiz pır pır pır oluverir fakat sonrasında Ege’nin dediği gibi :

“Biteceğini bile bile bu aşka başlamam
Ne seni ne de kendimi ateşe atamam Anla beni YAZ AŞKIMM”

Düştü Düştüm

Bir düş gördüm.Hiç beklemediğim bir anda tamamen hazırlıksız yakalandığım bir düş.Tarifini yapmak biraz zor ama güzel bir düştü.Dedim ya düş!

Bende düştüm bir anda kabusların ortasına.Başlangıcı da bitişi gibi oldu.Nasıl oldu, nasıl bitti hiç anlayamadım hala da anlayamıyorum.Olması gereken bu muydu gerçekten?

Bu kadar iyi gelen bir düş nasıl oldu da bu kadar kötü hissettirdi? Kabusa döndü, sancılara gebe bıraktı beni.

Sürekli yarı yolda bırakılmaya, habire kırılmaya alışkındım oysa.Değil miydim?

Seneler sonra duyduğum bir haber sonrasında, merak ettim nasıl olduğunu, bir şeye ihtiyacı olup olmadığını, yapabileceğim bir şey varsa her zaman yanında olduğumu bilmesini istedim.O mesajı atmak hiç kolay olmadı benim için 4 sene sonra.

4 sene öncesinde bir harabe olarak bırakmıştı beni.Kendimden bu kadar tiksindiğimi, aptal yerine konduğumu hatırlamam.Yol almak o kadar zor geliyordu ki, tutunacak bir dalım bile yoktu.En çiçekli, en umutlu hayallerime bile tutunamıyordum.Kendimi hissetmiyordum, kaybetmiştim, kaybolmuştum.Nefes alamıyor, yiyemiyor, içemiyor hatta gülemiyor ya da ağlayamıyordum bile.Tüm renklerimi kaybetmiştim, siyahı bile.Renksiz kalmıştım.

Tüm o yaşattıklarına rağmen neden o mesajı atmak istedin ki diyebilirsiniz.Haklısınız bu soruyu kendime yaklaşık mesajı göndermeden 3 hafta boyunca her gün sordum.Tüm dostlarımla konuştum.Ama ben buyum işte! Vicdanının sesine yenik bir yıkık.Neticede attım.

Her şey o kadar hızlı gelişti ki, kendimi bir düşün içinde buldum.Ne ara kabusa dönmeye başladı anlayamadım.Aptal beyin, aptal kalp, aptal hayaller…

Kaybettim.

Zaten kazanabileceğime neden inandım ki?

Ben kendime verdiğim savaşı kaybettim.O şerefsizi kaybetmekten bahsetmiyorum.Ördüğüm tüm duvarların altında ezilirken ne yapacağım ben şimdi? Nasıl üstesinden gelebileceğim bunca şeyin ? diye kendimi boğmaya başladım.Kendime tutundum, kendine tutunan her zaman kazanır.Bir sürü kitap okudum, film izledim, ağladım ve bir sabah dedim ki bitti.Artık kaçıracak tek bir anın bile yok.Hadi bakalım kızım yola koyulma vakti.

Kazandım.

Tüm savaşlarımı sonunda kazandım.

Biraz çikolata desteği, bolca kahve ve en çok dostlarımla.

Düşlerimden düşerken en diplere paraşütsüz yola çıkmanın ne kadar kötü bir fikir olduğuna karar verdim.Bir tecrübe daha eklendi hayat defterine.İlerde kullanırsın tatlım dedim kendime, asla kullanmayacağımı bilerek.

Bazı adamlar dünyaya küfür yemek için gelmişlerdir, sende öylesin çekirdeğim.

Bazı adamlar tüketmek için gelmişlerdir.

Bazı kadınlar tükenmek için gelmiştir, bende öyleyim bal kabağım.

Unutmayın, en güzel eserler acılardan çıkar, siz bu dünyanın en güzel eseri olmak için geldiniz.Kıps.

Ne Yani Bitti Mi Şimdi ?

Ben sana ne zaman veda edeceğim be körolasıca adam? Ne zaman unutacağım ses tonunu, bakışını, gülüşünü, beni öpüşünü, sarılışını?

Sen benimle vedalaştın, peki ya ben ne zaman senle vedalaşacağım?

Beni bırakıp gittiğinde nefes alamayacakmışım gibi oldum.Canımın acısını anlatabilme durumum yok, hala sızar öyle diyeyim.Durduğum yerde zıplayarak, yorgana yumruk atarak, yatağı döverek hayııııır hayııııırrr beni engellemiş olamazsın, hayıııır hayıııır sen beni bırakamazsın, sakinleş sakinleş siniri geçince yazacak sana.

Yazmadı.

Neden yazsın ki? Bitirmiş adam kafasında, umrunda mı senin gözyaşların salak kız?

Dur bakalım hemen bırakamaz seni elbet bir gün yazacak, sadece susma silahını kullan, aferin sana akıllı kız.

“Seni çok özledim ne yapmam gerekiyor bilmiyorum ama seni çok özledim, tekrar deneyelim her şey çok farklı olacak, durmam gereken yerleri anladım, seni kaybetmek istemiyorum, sensiz yapamıyorum, seni çok özledim sensiz nefes bile alamıyorum ben, dayanamıyorum.Hiç bir şey istemiyorum, sadece seni istiyorum, gülüşünü, sesini, bakışını sadece seni istiyorum.”

Giden Mesaj Sayısı: 1

Gelen Mesaj Sayısı: GÖRÜLDÜ.

Sevmiyor işte seni kabullensene aptal beyinli, ühühühühüh.

Biraz zamana bırakayım, kendine gelsin, her şey çok taze mantıklı düşünemiyor, siniri sevgisinin önüne geçmiş.Avutsun bahaneler yavrum, hey gülüm heeeyyy. 1 ay sonra…

“Aklında ve kalbinde bana dair en ufacık bir şey kalmadıysa ve gerçekten yoluma bakmamı istiyorsan bu sefer cevap ver, çok bir şey istemiyorum senden, bitti desen bile yeter en azından derim ki bitmiş.Zorla hayatına dahil olamam ki ben, yapamam bunu ne sana ne kendime, giderim.Bu kadar netliği hak ediyorum.Yoluma bakamıyorum şu an senden hala bir adım öteye gidemiyorum, tek istediğim bir cevap ve bana dürüst olman.Bu kadarını hak ediyorum.Bitirdiysen her şeyi müsade et ki bende bitirebileyim.İçimi güneşten daha çok ısıttığın zamanlarım oldu, bedenimi en kara kıştan bile dondurduğun zamanlarım da oldu.Ama sen varken hep baharlarım var hep dallarımda çiçeklerim açar…Yaşarken ölmüşsün gibi yaşamak istemiyorum.Her şeye rağmen yine yanında olmak istiyorum ben senin ama dediğim gibi sen istemiyorsan olamam,kabullenmekten başka çarem kalmaz.”

Giden Mesaj Sayısı : 2

Bu mesajı yazmam gerekiyordu, ben keşkelerle yaşayabilen kadınlardan değilim, sonuna kadar denedim ve olmadı diyebilmeliyim.Yoksa asla yoluma bakamıyorum.

Gelen Mesaj Sayısı: 1

“Ben seninle durumu net konuştum.Seni seviyorum ama seninle yapamıyoruz.Belki içinde bulunduğum durum yanlış bir zaman bilmiyorum ama ben bu ilişki içerisindeyken sürekli tedirgin gergin bekliyor oldum.Yolun açık olsun.”

Giden Mesaj Sayısı: 3

“Seninde, teşekkürler.”

İşte benim vedam, o gece bu şekilde veda ettim beni en çok yaralayan adama.Çok ağlamadım o gece, kabullendim galiba.Sabah uyandığımda boşluğa baya bir kitlenip kalmışım ama yürüdüm geçtim ben o gece o şerefsizi.

Sizi arada bırakan adamlardan hızla uzaklaşın, yoksa yak yak yak sigaraları.Bu gecede bana içiyoruz.Arka fonda Sezen…

Ah Benim Arızalı Adamlara Tutkun Kalbim

Sözlerine mi aldanıyoruz biz erkeklerin, bakışlarına mı ? Yoksa paket olarak verecekleri acıya mı ? Perişan olmak bir yaşam biçimidir biz gibi kadınların.Sevgi, aşk diye gezeriz ortalıkta ama gider en dandik adamı seçeriz.Tatlım aslında neyi seçmeyeceğimizi öğreniyoruz ama hayat öyle acımazsız ki hep önümüze ızdıraplı adamlar sunuyor.

Tutuklu kalıyoruz o adamlara.Beni nasıl sevmezsin köpek? Gözyaşı yükleniyor.Ben sana ne yaptım be adam çok sevdim ben seni bilmiyor musun? Gurur devredışı.Bırakma beni, ben sensiz yaşayamam.Gözyaşı dökülüyor.Kalbim acıyor sen beni çok seversin hatırlamıyor musun, sensiz yaşayamam, sen benim her şeyimsin derdin.Son çabalama atakları.Siktir git, bırak beni, dokunma sakın bana, defooolll.Ağlama krizi eşliğinde delirmece.

Adam gider.

Arkasını döner ve defolur gider.

Sonrası mı?

Sonrası Yıldız’ından tut Sezen’inine oradan hop Ebru Gündeş’ine yeter mi yetmez İbrahim Tatlıses, Hakan Altun derken kapanış Demet Akalın.

Sahi biz kadınlar neden böyleyiz ?

Seviyoruz dibine kadar sürünmeyi ama en son atar giderle kapatıyoruz hep o defterleri.Bir daha seni ararsam namussuzum.Ne arayacağım lan seni duygusuz it.Engelliyorum şimdi seni her yerden, görürsün sen.Kimsin lan sen kim ? Cinnet ve kapanış.

Halbuki o an seni çok özledim dese, tekrar deneyelim dese.Sevgiliiim bende seni çok seviyorum, özledim seni, pişman oldun dimi kaymaklı künefem benim.Affettim üzülme, bizim aşkımız çok büyük her şeyin üzerinden geliriz biz.Nah gelirsiniz.

Bir kere yarı yolda bırakan hep bırakır.İlişkilerin yazılı olmayan kuralıdır bu.Herkeste bilir, sende biliyorsun.Ama aklın değil kalbin konuşuyor.Hadi hadi sustursana o kalbini.Boş boş konuşma kalp desene.Diyemezsin çünkü senin hikayen herkesin hikayesinden farklı dimi? Üzgünüm kelebeğim ama değil.

Olsun be, biz bu acıları çekmesek şarkılar nasıl anlam kazanacak?

Sevginin en güzelini en yücesini hak ediyorsun yüreği güzel kendi güzel kadın.Zamanın çarkları dönmeye devam ediyor, seninde doğru insanla denk geleceğin, zamanınızın ortak olduğu o hayallerinin seni en çok seven adamı saracak seni.Ama şimdilik Tarkan’ın dediği gibi “Yanlış zaman yanlış insan…” takılmacasına devam.

Beyin Ölümü Gerçekleşmiş Sarhoş

Birine aşık olduğumuzda bir anda her şeyin mükemmel olacağına neden hemen inanıyoruz?

Daha önce aşık olmadığım için ona aşık olup olmadığımı bilmiyordum.Tuhaf bir çekim vardı aramızda, hortum gibi, tüm benliğim onla kaybolmak istiyordu.Çok küçüktüm o zamanlar 15 yaşındaydım.Kalp kırıklığının ne olduğunu bilmediğim bir yaş.Bir insanın nasıl sevildiğini bile bilmediğim bir yaştaydım.Bunları şimdi fark ediyorum.O zaman o duygunun içinde olduğun için pek anlayamıyorsun ne olup ne bittiğini.Senelerce hayatımın içinde kalacağını bilmiyordum.Bilseydim alır mıydım onu hayatıma?

Ağzı çok iyi laf yapar pisliğin, kelimeleri ile tüm ruh-duygu durumunuza etki etmeyi çok bilir.Şeytan tüyü var adamda.En tehlikeli tiptir kızlar, bulaşmamak her zaman en iyi olanıdır.Ama ben nereden bileyim ki, tecrübe etmeden öğrenemeyeceklerimizden bu da.Ettin de ne oldu canım benim 30’una geldin neredeyse hala adamı yazıyorsun iki gözümün aptal kafalısı.Neyse günlük kendime sövme limitim doldu.

Sinsice yaklaştı hayatıma, önce arkadaşlarımı tavladı, sonra beni şerefsiz.Bir ayrıl bir barış derken bitirdik liseyi.Koptuk gittik başka şehirlere, okumak için.(Bu aralarda daha ne hikayeler var da sonra anlatacağım onları, azıcık sabır edeceksiniz.Hemende of puf yapmayın, elin adamlarını senelerce bekliyorsunuz, yazacağız işte azıcık beni bekleyin yahu birileride bir kere olsun beni beklesin,lütfen.)

Üniversiteye gittik diyordum.Koptuk derken aslında pek kopmayı beceremedik, o zamanlar bile aklımdaydı.Sözler vermişim kendime yoluma bakacağım, üniversite hayatının dibine vuracağım falan.He gülüm vurdum vurdum başımı duvarlara vurdum yine.Benden size bir abla tavsiyesi geçmeyen bir yaraya başkasını ortak etmeyin o da bambaşka yaralar açar yine eski sevgilinize sarılırsınız, o da başka yaralar ekler ortada kalırsınız.Her acınızı tek başınıza kimsenin kalbini kırmadan aşmaya çalışın.Biliyorum zor, defalarca deneyimledim.Dostlar buranın kahramanlarıdır.Onlarla beraber aşın her acıyı her yarayı.Paylaşın gözyaşlarınızı dostlarınızla, yüksek sesle şarkılar söyleyin, sabahlara kadar için beraber, kusun kovalarca ama sakın o alkolün verdiği yetkiye dayanarak eski sevgilinizi aramayın.Bu kuralı hepimiz biliyoruz dimi ? Kaç kişi bu kurala uyuyor? Hiç kimse.

Aradım.

Beni terk eden sevgilimi unutmak için yine beni terk eden diğer eski sevgilimi aradım.Helal olsun dimi bana? Utandım şu an biraz.Neyse açtı bu telefonu, efendim dedi.Allah kahretsin ne diyeceğim ben şimdi derken:

“Seni çok özledim.” demez miyim? derim, dedim.

“Ne saçmalıyorsun, gecenin bu saatinde sen?” dedi.

“Sana yaşattığım her şey için özür dilerim.ühühühühühühühüh” dedim.Yıkıklığında bir dibi olur dimi, bende yok.

“Ne diyorsun sen ya! Sevgilimi yatakta bıraktım, seninle konuşuyorum şu an ben.” dedi.

“Özür dilerim.” dedim.Kapattım telefonu.

İçim çıkana kadar sabaha kadar arkadaşımın omzunda ağladım.Sabah bir uyandım leş leş leş.Arkadaşımla oturduk bana sövüp olsun sen bilerek yapmadın diye teselli ediyoruz, beni.Bir de bir analizler yapıyoruz sormayın.Arkadaşım:

“Madem sevgilisi var niye telefonu hemen suratına kapatmadı.”

Aha demek ki beniiiii seviyooooorrr halaaaaa, takılıyor o kızla çünkü bana aşık.Aferin kızıma aynen böyle devam et sen, değil 30 yaşına 60 yaşına geldiğinde hala bu adam için ağlarsın.Aptallık parayla satın alınmıyor ki.Günler günleri kovalayıp durdu tabi, bende toparlanmaya başladım.Hayat normal akışına döndü, tabi içeride fırtınalar kopuyor ama geçmek üzere her şey.

Tam geçecek derken bir mesaj “Bende seni çok özledim, neler yapıyorsun?”

Şerefsizin evladı, aşıyorum ben seni aşıyorum, sevgilin var senin, yatakta bırakıp benimle konuştuğun sevgilin ne oldu ona ? Örümcek beyinli adam niye mesaj atıyorsun sen şimdi bana ? Çekilecek çilem misin be adam sen benim ?

Yıkılmak yok, şimdi dik durma zamanı.

“Bende seni özledim, konuşalım mı?”

Duvarlara Çarpamadığımız Adamları Kalplerimize Çarptık

Hayattaki tüm kırgınlıklarımızı hangi valize koyup, hangi çatı katında saklıyorduk? Neresinden tutuyorduk hayatımızı ? Nereye saklıyorduk kendimizi? Kendi içimize dönebilmek için kaç şarkıya saklanıyorduk? Tüm yaşadıklarımızdan sonra nasıl güveniyorduk tekrar insanlara? Yapamıyorduk değil mi ? Tekrar tekrar ayağa kalkmakta zorlanıyorduk ? Nasıl oluyordu da yara almam dediğimiz her noktadan teslim oluyorduk ? Her defasında liman sandıklarımız aslında o limanın martıları oluyordu? Usanmadan nasıl bu kadar sessiz kalabiliyorduk ?

Her veda derinden incitir bizi.Kocaman boşluklar bırakır o minicik yüreğimizde, şaşırıp kalırız, bu kadar acıyı nasıl bu bedende taşıyabiliyoruz diye.Seyit Onbaşı mıyız biz her vedayı yüklenip duruyoruz ? Bırakamıyorsun işte öyle bir anda yaşanılan her şeyi.

Anılar sarıyor dört bir yanını, boğazına yapışıyor tüm söyleyemediklerin, keşkeler başlıyor gece yatağında dönüp dururken.Keşke bu lafı suratına çarpsaydım da görseydi zalimin evladı diyorsun.Söyleyemiyorsun, gururun ele alıyor bu sefer seni.Küçük düşeceğini, değerini kaybedeceğini düşünüyorsun.Halbuki sana değer vermiş olsaydı zaten tutmaz mıydı hala o minicik ellerini? Kabullenemiyorsun.

İçinde hala eskiye dönme umuduyla, her adımını dikkatli seçmeye çalışıyorsun.Sanki adamın umrunda senin ne halt yaptığın ama sen yine de yüreğinde onu taşıdığın için, ona göre hareket ediyorsun.

Gecelerce tüm ayrılık şarkıları kulağında çalıyor.Gözyaşları pıt pıt.Ağlamaktan şişmiş gözler, çatallaşmış ses miras kalıyor, hayatını bir anda kocaman bir boşluğa döndüren adamdan.Keşkeler çıkıveriyor gün yüzüne o karanlık gecede.Keşke bende ona bunu yapmasaydım, keşke bende ona böyle demeseydim, ama bende çok sabrını zorladım haklı adam bir yerde demeye başlıyorsun.Tüm suçu yükleniveriyorsun, sanki seni ortada bırakan o değilmiş gibi.Elin adamı gelmiş kalbinin üstünde tepinmiş durmuş yine de haklı çıkmış.

Suçlama kendini.

Beraber mahvettiniz her şeyi.

En çok o mahvetti.

Duramıyorsun hiç bir yerde, kalbin sığmıyor evinin odalarına, sokaklara, koca bir şehre sığmıyor işte.Gidiyorsun, yürüyorsun, koşuyorsun.Bazen farklı şehirlere bazen farklı kollara.Hiç biri fayda etmiyor.Tek kaldığın her saniye tekrar beliriveriyor o canına yandığım adamı.Başlıyorsun ben sana ne yaptım demeye sanki yanındaymış gibi, ağlama nöbetleri sarıyor tekrardan, yastık yorgan dostuna sarılıyorsun önce.Gömüyorsun kendini uykunun kollarına, kurtarıcın o oluveriyor bir anda.

Her hikaye ne kadar güzel başlar halbuki, kalbin nasılda hızlı çarpar onu her gördüğünde, sana söylediği her kelimeden anlamlar çıkarmak dünyanın en güzel bulmacasını çözmek gibi nasıl da mutlu eder seni.Ellerine dokunduğunda nasıl da kolaydır verilen sözler, ellerini öper senin avucunun içine saklar dudaklarını.Sonra sen, o gittikten sonra öptüğü o elleri kapatır yüzüne dudaklarına dokunmaya çalışırsın onun.Ne kadar büyük acı, ne büyük yenilgidir bu.Hep güçlü kadın rollerini giyersin üzerine sonra bir bakarsın köpeğine sarılmış ağlıyorsun, köpek şaşkın sen aptal.

Seni bu kadar inciten adam ne yapıyor acaba şimdi ?

O da üzülüyor mu ?

Ağlıyor mu ?

Bu şarkıyı dinlese ben mi gelirim aklına ?

Hadi buyur kendi derdin kendine yetmez gibi bir de ağzına tükürmüş adamın acısını dert et.Sen daha çok kaybedersin kızım ben sana söyleyeyim.Sanane! Ne bok yerse yesin, hatta gerçekten bok yesin.Kıyamam ya yemesin, hep mutlu olsun.Niye mutlu oluyor? Ben burada Bihter Ziyagil gibi acılar içinde kıvranırken.Gebersin körolasıca.Hatta canı öyle bir yansın ki, ben bu kadına bunu yapmamalıydım desin.

Demez.

Demezler.

Kandırma kendini güzel kalplim.

Sen kendi acını aşmaya bak.Hayat o kadar çabuk yol alıyor ki, o acıya takılı kaldığın sürece kaç tane tren kaçırırsın haberin var mı ? Sonra bir de “Ah beeee o mal yüzünden bunu nasıl fark etmedim ben dersin.” Bu seferde başka keşkeler doğuverir o karanlık gökyüzüne.

Keşkelerini topla.

Şans vermediklerinden çıkart.

Hayatına böl.

Sevdiklerinle çarp.

Defalarca kırılsa da o güzel yüreğin, yine seveceksin.

Dünya üzerindeki hiç kimse aşktan daha büyük değil.Allah hariç Allah hariç.Şimdi durduk yere bir de çarpılmayalım, zaten çarpmış beni fazlasıyla valla birazcık daha dert kaldıramayacak bu bünye.

Yazdığım her satıra gömüyorum seni sevgilim, yüreğimde yer kalmadı sana daha fazla.Keşkeler senin olsun ben iyikilerimle devam etmek istiyorum hayatıma.

Sezenciğimin dediği gibi “Ben öyle birini sevdim ki bir nevi intihardı.Yara bere içindeydi hala cesarete tapardı.”

https://www.youtube.com/watch?v=e5XFqTbH2ZQ